Blog

Bisiklette finiş çizgisini neden yine göremedik?

Mustafa Ali Aykol Bisiklet Kulübü
Mustafa Ali Aykol

1896’da Atina’da düzenlenen ilk modern Olimpiyat Oyunları’ndan sadece bir yıl sonra, Osmanlı’nın Selanik şehrinde ilk bisiklet yarışı düzenlendi.

1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından sonra, Fenerbahçe Kulübü bisiklet şubesi kurarak bu sporun gelişmesine katkıda bulundu.

1923’te Bisiklet Federasyonu kuruldu ve Türkiye bisiklet dalında 1924’te Paris’te düzenlenen olimpiyat oyunlarına katılmaya hak kazandı. Cambaz Fahri, Cavit Cav Bey ve Raif Bey bu dönemin ilk Milli takımını oluşturdu ve Paris 1924 için çalışmalara başlanıldı. Fakat Türkiye’nin milli bisiklet takımı, Paris 1924’e katılamadı… Sebep ise çok acıydı; savaştan yeni çıkan ve yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nde sporcuların olimpiyatta yarışabilecekleri bisiklet bulunamadı…

cavit-bey-bisiklet
Cavit Cav milli forma ile…

Bisiklet yokluğundan dolayı 1924’te olimpiyatlara katılamayan Türkiye, bisiklet dalında ilk olimpiyatına ise 1928 Amsterdam Olimpiyat Oyunları’nda katıldı. Fakat ne yazık ki o günden bu güne hiçbir Türk bisikletçi, olimpiyatlardaki yol yarışında finiş çizgisini görmeyi yani yarışı bitirmeyi başaramadı… Bu talihsiz durum, Türk bisikletçilerin bisiklet bulamadığı için katılamadığı Paris 1924’ten 100 yıl sonra düzenlenen Paris 2024’te de devam etti…

18 DALDA 102 SPORCUMUZ YARIŞTI, ALTINSIZ 8 MADALYA İLE DÖNÜYORUZ

Paris 2024 Olimpiyat Oyunları, acısıyla tatlısıyla bugün sona eriyor. Açılış töreninden son anına kadar pek çok tartışmaya konu olan fakat heyecanı hep yüksek seyreden olimpiyatların sonuna gelirken, Türkiye olarak birçok konuda özeleştiri ve sorgulama yapmamızın da zamanı geliyor.

Olimpiyatlara 18 dalda 102 sporcu ile katılan Türkiye, sadece 3 gümüş ve 5 bronz madalya kazanarak 8 madalya ile ülkeler sıralamasında 64. oldu.

MADALYA SIRALAMASINDA TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDE OLAN ÜLKELER: SAİNT LUCİA, DOMİNİKA, BOTSVANA…

2023 itibarıyla 12 milyon 872 bin 39 olan Türkiye’nin genç nüfusu, AB’nin 47,5 milyon olan genç nüfusunun neredeyse dörtte birine denk geliyor. Fakat bu genç nüfusun sportif başarılardaki niceliksel başarısı da niteliksel başarısı da geri kalan Avrupa ülkelerinin çok ama çok altında.

Türkiye sadece Avrupa ülkelerinin değil, adını pek çok kişinin bu olimpiyatlar sayesinde öğrendiği Saint Lucia gibi, Dominika gibi, Botsvana gibi ülkelerin de altında kaldı.

KAZANILAN MADALYA TEK BAŞARI GÖSTERGESİ DEĞİL AMA…

paris-madalya

Elbette olimpiyat oyunlarında kazanılan madalyaların sayısı tek başına yeterli bir gösterge değil…

Bu olimpiyatlarda Türkiye; madalya kazanamayan fakat çok önemli başarılara imza atan sporcularını da izledi.

Bunlardan ilk akla geleni erkekler 1500 metre yüzme yarışına daha 16 yaşında olmasına rağmen katılan ve finalde 5. olan Kuzey Tunçelli’ydi.

Yaptığı atışla Paris 2024’ün en ikonik karesine imza koyan Yusuf Dikeç ve partneri Şevval İlayda Tarhan atıcılıkta madalya kazanan isimlerimizdendi.

Altın madalya için favori olarak gösterilen son olimpiyat şampiyonu Mete Gazoz, Buse Naz Çakıroğlu, Buse Naz Sürmeneli, Hatice Akbaş, Taha Akgül, Buse Tosun Çavuşoğl, Esra Yıldız Kahraman ve Nafia Kuş Aydın sporcularımız da altın hedeflerine ulaşamasalar da başarılı işlere imza attılar.

Ersu Şaşma, Paris 2024 Olimpiyatları’nda sırıkla atlamada bu sezonki en iyi derecesi 5.85’lik atlayışıyla Olimpiyat beşincisi oldu.

Olimpiyatlara ilk kez katılan milli atlet Buse Savaşkan, 1.86 metreyi ikinci hakkında geçti. Bir sonraki yükseklik olan 1.91 metreyi üç hakkında da geçemeyen Buse, 10’uncu olarak organizasyona veda etti.

Son Avrupa şampiyonu Filenin Sultanları ise olimpiyat dördüncüsü oldu.

Bunlar, madalya kazanamasa da olimpiyatlarda başarıyla Türkiye’yi temsil eden ve televizyon başında milyonların alkışladığı isimlerden sadece birkaçı…

SPORCULARIMIZ ELEŞTİRİYİ DEĞİL ALKIŞI HAK EDİYOR

Evet, az önce de dediğim gibi olimpiyatlarda kazanılan madalya sayısı tek başına bir başarı göstergesi değil ve Türkiye’nin bu olimpiyatlardaki bazı sporcu başarıları madalyalardan çok daha kıymetliydi ve geleceğe dönük umut aşıladı.

Olimpiyatlara katılmanın ve orada yarışmanın bile ne kadar büyük bir emek ve özveri gerektirdiğini, bunun tek başına bile sporcularımız için takdire şayan olduğunu belirtmekte fayda var.

AMA…

Türkiye gibi genç nüfusu yüksek bir ülkenin spor dallarında Avrupa ülkelerinin ve hatta adı bile ilk kez duyulan, Esenyurt’tan daha küçük ve daha az nüfuslu bazı ülkelerinin gerisinde kalmasının da bir başarısızlık olduğu net bir şekilde ortada.

Üstelik 4 yıl önce, Tokyo’daki olimpiyatlarda 2 altın, 2 gümüş ve 9 bronz kazanmış bir ülke olan Türkiye’den söz ediyorken…

Burada en son suçlanacak, eleştirilecek kişiler kuşkusuz sporcularımız. Eleştirilecek kişi ve kuruluşlar listesi ile oldukça kalabalık…

BİSİKLETTE 100 YIL SONRA GELDİĞİMİZ NOKTANIN MUHASEBESİ

burak-abay-kimdir-kac-yasinda-paris-2024

Her spor branşı için ayrı ayrı değerlendirmeler yapılabilir. Aynı zamanda genel olarak Türkiye’nin sporla ilişkisi ve bu alandaki politikalar da konuşulabilir. Fakat bu yazıda Türkiye’nin bisiklet alanındaki ‘başarısızlığının’ nedenlerini irdelemeye çalışacağım.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi Pro Team sporcusu Burak Abay, Paris 2024’te yol yarışı kategorisinde Türkiye’yi temsil eden tek sporcumuzdu.

Türkiye, Uluslararası Olimpiyat Komitesi ile UCI’nin (Uluslararası Bisiklet Birliği) ortak kararı gereği tek sporcu kotasına sahip. Bu kotalar, ülkelerin UCI sıralamasındaki yerine göre artıyor ve en fazla 4, en az da 1 sporcuyla ülkeler temsil ediliyor.

1924 Olimpiyatları’nda yarışacak bisiklet bulunamadığı için temsil edilemeyen Türkiye, ilk kez 1928 Olimpiyatları’nda bisiklet dalında boy göstermişti.

100 YILDIR YARIŞLARI TAMAMLAYAMIYORUZ

Çok üzücü bir durum ki, yazının başında belirttiğim gibi, Türkiye’den yarışan hiçbir sporcu o günden bu yana hiçbir olimpiyatta yol yarışı kategorisinde finiş çizgisini göremedi. Hepsi, yarışı bir noktada bırakmak durumunda ve yarıştan çekilmek zorunda kaldı.

Bu sene Türkiye’yi temsilen Paris’teki yol yarışına katılan Burak Abay da yarış öncesi hedefini “yarışı tamamlayabilmek” olarak duyurmuş ve bunun için elinden geleni yapacağını söylemişti.

burak-abay

Burak Abay gerçekten de elinden geleni ve hatta fazlasını yapmayı başardı. 273 kilometrelik zorlu parkurun 230 kilometresinden fazlasında yarıştı ve kendi rekorunu kırdı fakat bu, Abay’ın finiş çizgisini görmesine yetmedi.

TEK SPORCU İLE YARIŞMAK VE TELSİZ KULLANMANIN YASAK OLMASI BİRER FAKTÖR AMA…

Peki neden yıllardır olduğu gibi bu yıl da Türkiye, bisiklette son çizgiye ulaşamadı?

Bunun bazıları teknik olmak üzere birçok sebebi var. Örneğin böyle bir yol yarışında tek sporcu ile yer almak başlı başına çok büyük bir handikap. Yol yarışlarında takım halinde yer almanın dayanışma, strateji oluşturma ve gerekli yerlerde birbirine destek verme gibi pek çok artısından mahrum bırakıyor bizi bu durum.

Öte yandan diğer birçok yol yarışında olduğunun aksine Olimpiyat’taki yol yarışında sporcular kulaklık kullanamıyor. Bu da antrenörler ve teknik ekip ile iletişim kurup gerekli yerlerde gerekli bilgileri almayı ya da gerekli yerlerde strateji değiştirmeyi imkansız hale getiriyor. Tek kişilik sporcu kontenjanına bir de bu eklenince 273 kilometrelik parkurda bisiklet yarışını tamamlamak oldukça zor hale geliyor.

Her ne kadar bu, başarısızlığı açıklamada bir etken olsa da yeterli bir ‘bahane’ değil. Çünkü Türk sporcuyla birlikte yarışan toplamda 90 bisikletçiden 77’si yarışı tamamladı ve bu isimler arasında bizimle aynı şartları paylaşan ülkelerin sporcuları da var.

O zaman sorunu daha geniş bir çember içerisinde aramakta fayda var.

ACI AMA GERÇEK: TÜRKİYE, SPORCULARINA BİSİKLETTE YARIŞI TAMAMLAYABİLECEKLERİ BİR ORTAM SUNMUYOR

Bu arayış da bizi Türkiye gerçekleri ile yüzleşmeye zorluyor.

Çünkü tüm bisikletliler olarak farkındayız ki, çok üstün yetenekli bir sporcu çıkmadığı sürece bir olimpiyatta finişi görecek bisikletçi yetiştirecek bereketli topraklara sahip değiliz…

Ne yollarımız, ne şehirlerimiz, ne eğitim sistemimiz ne de hayatlarımız bir olimpiyatta yol yarışında bırakın dereceyi, son çizgiye ulaşacak bir sporcuyu yetiştirmeye müsait değil.

BÖYLE YÖNETİLEN ŞEHİRLERDE, BU ZİHNİYETLE BİSİKLET SPORU NASIL GELİŞEBİLİR?

isbike-bisiklet-nerede

Neredeyse her gün bisikletlilerin yollarda ölmesine rağmen ve bu konuda hiçbir adım atılmayan, bisikletin sadece bir çocuk oyuncağı ya da hobi aracı olarak görüldüğü, İstanbul gibi ülkenin en büyük şehrinde dahi paylaşımlı bisikletlerin aylardır yerine koyulamadığı, bisiklet parklarının, bisiklet yollarının yapılmadığı, bisikletlilerin en basit isteklerinden biri olan bisiklet yollarının maviye boyanmaması ve ıslatılmaması talebinin bile cevapsız bırakıldığı bir ülkede bisiklet dalında olimpiyat başarısı nasıl gelebilir?

Yollarda antrenman yapması gereken amatör ve profesyonel yol bisikletçilerinin işini kolaylaştıracak hiç ama hiçbir şey yapmayan belediyeler ve bakanlıklar varken, yol yarışında zaten bir başarı beklenmiyor…

Bisikleti aynı zamanda bir ulaşım aracı olarak hayatın içerisine dahil etmeyen, toplu taşıma ile entegre etmeyen, bisikletçilerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri olan sokak köpeklerinin saldırıları konusunda hiçbir adım atmayan, şehirleri otomobilleri merkeze alarak kurgulayan yöneticiler varken bir bisikletçi kalkıp nasıl bir mucizeye imza atabilir?

BURAK ABAY’IN HER ŞEYİ ÖZETLEYEN SÖZÜ

Olimpiyatlara katılarak ve tüm bu olumsuzluklara rağmen 230 kilometreyi aşkın pedal çevirerek alkışı hak eden Burak Abay’ın yarıştan önce yaptığı paylaşımdaki şu ifade aslında her şeyi özetliyor:

“Bizim bisikletteki konumumuzu biliyorsunuz, değerlendirme yaparken bu şekilde yapmanızı isterim…”

Dipnot: 2024 Paris Olimpiyatları için Paris’e giden ve günlerce orada kalan, İstanbul’un 2036 olimpiyat adaylığı için bir saray kiralayıp tanıtım faaliyetleri yürüten İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu umuyoruz ki Paris’in son 5 yılda yaşadığı bisiklet devrimini yerinde görüp bundan etkilenir. Çünkü Paris’in başardığını İstanbul’un başaramaması için hiçbir sebep yok. Örneğin ilk olarak aylardır boş olan paylaşımlı bisiklet ağı İsbikelerin yerlerine konulması ile başlanabilir… Fransa’nın 2 sporcusunun bu seneki yarışta podyumda olması şans değil…

bisikletkulubu.com

Avatar

Bisiklet Kulübü

About Author

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları da beğenebilirsiniz

Blog

Fosforlu yelek bizi ölümden koruyabilir mi?

Yollardaki tüm unsurlar için güvenli şehirler yelek ile değil sorunun ana unsuru olan otomobillere yönelik alınacak aksiyonlar ile sağlanabilir. Aksini
Blog

Rüyada bisikletten düşmek ne anlama gelir?

Rüyada bisiklet görmek, kişinin hayatta karşılaşacağı zorluklarla mücadelesini ifade eder. Peki rüyada bisikletten düşmek ne anlama gelir?