Tripy CEO’su Ali Onuralp Ünal’dan bisiklet sürerken kask, gözlük, yelek ve eldiven kullanma zorunluluğuna tepki
Zag Daily’nin “Dünyanın En Etkili 100 Mobilite Öncüsü” listesine seçilen tek Türk olan Tripy CEO’su Ali Onuralp Ünal, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nde değişiklikle bisikletlilere kask, eldiven, gözlük ve yelek gibi zorunluluklar getirilmesini eleştirdi.
Kişisel sosyal medya hesabından bir yazı paylaşan Ünal, “Bisikletin şehirdeki ve kendimizdeki yerini sorgularken potika yapıcılardan peşpeşe bisiklet kullanımına geririlen tedbirleri görüyoruz. Bu hafta yine bir kanunla hayatımıza tedbirler girdi. Kask, gözlük, yelek, eldiven… Araba çarparsa diye bizi koruyacak ekipmanlar bunlar. Arabalar bizi görsün diye giymemiz takmamız gerekli olanlar. Eldivensiz kaza yaptınız araba sorumlu olmasın diye. Tüm tedbirlerin ve kısıtlamaların arabalara gelmesi beklenirken biraz şaşırdığımız doğru. Halbuki arabalar şehir merkezine girerken para ödese, şehir içinde hız limitleri 50km/saat’e düşürülse, okul çevrelerinde 30 olsa, otoparklar bedava olmasa… Herkes özgürce bisiklet kullansa herkese faydası yok mu?” dedi.
Ali Onuralp Ünal’ın yazısını Bisiklet Kulübü takipçilerinin dikkatine sunuyoruz:
“1978 yazı…
Montreux Gölü kıyısındaki sessiz bir İsviçre kasabasında, Jazz albümünü kaydediyordu.
Freddie Mercury o gün stüdyoda uzun bir kayıt seansından sonra dışarı çıkıp nefes almak istemişti. Dağların eteklerinden süzülen serin rüzgar ve göl kenarındaki sessizlik içinde yürürken, uzaklardan bisiklet zillerini duymaya başladı.
Bir anda, yoldan geçen onlarca bisikletliyi gördü, tarihe bakılırsa muhtemlen Tour de France konvoyuydu.
“Özgürlük tam olarak bu olmalı. Rüzgârı yüzünde hissetmek, kimseden izin almadan pedal çevirmek.”
O gece stüdyoya döndü ve piyanonun başına geçti. Queen’nin o meşhur Bicycle Race böyle çıktı. Sonrasında bunun sadece bir şarkı değil manifesto olduğunu söyleyeckti.
Bisikletle hiç ilgisi olmayan birinin bile bisikleti özgürlükle bağını kurması çok ilginç gerçekten.
Steve Jobs’un meşhur Bicycle for the Mind metaforu, Picasso’nun sıradan nesnelerle özgürlüğü tanımladığı sele ve gidondan yapılan Bull’s Head heykeli…
Nerede normalden farklı düşünebilen insanları görürseniz bisikleti hayatında farklı bir yere koyduğunu görüyorsunuz. Hatta bunu bir insanı tanımada da kullanabiliyorsunuz.
Bisikletin şehirdeki ve kendimizdeki yerini sorgularken potika yapıcılardan peşpeşe bisiklet kullanımına geririlen tedbirleri görüyoruz. Bu hafta yine bir kanunla hayatımıza tedbirler girdi. Kask, gözlük, yelek, eldiven… Araba çarparsa diye bizi koruyacak ekipmanlar bunlar. Arabalar bizi görsün diye giymemiz takmamız gerekli olanlar. Eldivensiz kaza yaptınız araba sorumlu olmasın diye.
Tüm tedbirlerin ve kısıtlamaların arabalara gelmesi beklenirken biraz şaşırdığımız doğru.
Halbuki arabalar şehir merkezine girerken para ödese, şehir içinde hız limitleri 50km/saat’e düşürülse, okul çevrelerinde 30 olsa, otoparklar bedava olmasa… Herkes özgürce bisiklet kullansa herkese faydası yok mu?
Okula bisikletle giden bir çocuk gözlük, yelek, eldiven takmak zorunda. Bunların hepsi bir çanta malzeme, sırt çantası da var. Biz çocuklarımızı okula nasıl bisikletle göndereceğiz?
Ez cümle, İster farklı düşünün ister düşünmeyin bir şehrin sakinleri olarak son yıllarda bisiklet temasıyla bazı değişimleri görüyoruz da seviniyoruz.
En beklemedik belediyelerden en cesur adımları, en kronik sorunlu beldiyelerden atılmayan adımları görüyorsunuz. Bu tamamen yerel yöneticilerin nereyi yönettiğiyle değil yukarıdaki parlak zihinlerle benzer düşüncelere sahip olmasıyla ilgili gibi. Türkiye’den bahsetmiyorum tüm dünyada durum bu.
Peki yerel yöneticilerin kararlarına bağlı olmayan konular nasıl gidiyor? Hasan Saricicek Bey’in gönderdiği bir grafik elektrikli bisikletlerdeki durdurulamaz yükselişini gösteriyor.
Neyseki bizlerin elektrikli bisikletlerin dünyayı değiştireceğine olan inancımızda her geçen gün haklı çıkıyoruz. Her grafik, her rapor, her makale bunu doğruluyor.”





