Röportajlar

RÖPORTAJ | Bisiklet üzerinde kahve demleyen adam: Brodie Vissers

Brodie Vissers bisiklet sürerken kahve demleyen adam

Brodie Vissers, iki büyük tutkusunu; bisikleti ve kahveyi birleştirerek işine dönüştüren bir İspanyol.

Bisiklet sürerken çektiği birbirinden farklı kahve demleme videoları onu dünya çapında tanınan bir fenomene dönüştürdü.

Asıl işi kahve satış ve pazarlama uzmanlığı ulan Vissers’in Türkiye’ye gelip Kapadokya’da bisiklet üzerinde cezveyle Türk Kahvesi demlediği video da yüz binlerce kişi tarafından izlendi.

Bisiklet Kulübü olarak; Brodie Vissers ile kahve ve bisiklet üzerine konuştuk.

İyi okumalar…

brodie vissers turkish coffee türk kahvesi

-Öncelikle bize kendini tanıtır mısın? Brody Vissers kimdir?

Merhaba, ben Brodie Vissers. Farklı yerlerdeki kahve kültürlerini keşfederek dünyayı dolaşan bir kahve danışmanı ve film yapımcısıyım.

Asıl amacım ise insanların olaylara, özellikle de kahve içmek ve hatta bisiklete binmek gibi her gün katılabilecekleri şeylere dair bakış açılarını değiştirmelerine yardımcı olmak.

Ayrıca onlara daha önce hiç görmedikleri veya deneyimlemedikleri şeyler hakkında fikirler sunmak. Ve temelde bu günlerde yaptığım şey bu.

Üniversite yıllarımda fotoğrafçı olarak çalışmaya başladım ve yıllar geçtikçe seyahat etmeye, dünyayı fotoğrafçılık yoluyla keşfetmeye ve bu arada yoğun bir şekilde kahve içmeye devam ettim.

Barista olarak çalıştığım yıllar boyunca, dünyanın her yerindeki kahve dükkanları ve kafeler hakkında farklı mimari ve tasarım tarzlarının yanı sıra mekanın işlevini keşfeden, bunun üzerine yazılar yazdığım bir blogum vardı.

Fotoğraf günlerim boyunca, çeşitli müşteriler için farklı markaları ve farklı maceraları fotoğrafladım. Ayrıca kişisel projelerim sırasında da gittiğim yerlerde -çoğunlukla Toronro ve Barselona- barista olarak çalıştım. Bu yerler arasında Çin gibi kahve üreticisi yerler de vardı.

2019’da Toronto’da bir kafe açtım ve kafeyi ortağıma bıraktım. Şimdi tam zamanlı olarak kahve üzerine filmler yapıyor ve kahveyle ilgili pazarlama projelerinde danışman olarak çalışıyorum.

“Bir yol bisikleti sürmek şehirde dolaşmanın ve bazı kırsal bölgeleri keşfetmenin harika bir yolu”

-Bisikletle ilişkin ne zaman ve nasıl başladı?

Bisikletle ilişkim muhtemelen 3 yaşımdayken başladı.

Annem, beni çok genç yaşta bisiklete bindirdiği için ona gerçekten minnettarım. Böylece bisiklete binmeye ve dünyayı bisikletle keşfetmeye başlayabildim. Çocukken bu alanlar çoğunlukla park alanları ve tabii ki kaldırımımızdı. Üstelik bisikletimde eğitim tekerlekleri vardı.

Ergenlik yıllarımda daha çok kaykay ile ilgilendiğim için bisiklete biraz ara verdim. O zamanlar bisiklete ihtiyacım olduğunu hissetmiyordum ve temelde kaykay yapmaya odaklanmak istediğimi düşünüyordum.

2012 yılında Çin’e taşınana kadar bisiklet sürmeye yeniden başlamadım. Aslında orada da ilk başlarda kaykaya biniyordum.

Ancak o esnada yaşadığım yerin çok daha büyük bir şehir olduğunu ve o zamanlar toplu taşımayla şehirde dolaşmanın biraz daha zor olduğunu fark ettim.

Bu yüzden ikinci el, gerçekten düşük kaliteli bir yol bisikleti almaya karar verdim.

Ancak o an şunu fark ettim ki, bir yol bisikletine sahip olmak, gitmek istediğiniz yerin esnekliği, hız ve sağlık açısından size çok daha fazla özgürlük sağlıyor.

Özellikle yol bisikletiyle sürüş yapmayı sevmemin pek çok farklı nedeni var.

Sanırım büyürken daha çok dağ bisikletine binmeyi seviyordum.

Herhangi bir numara ya da herhangi bir şeyde çok iyi olduğumdan değil ama benim için bir yol bisikleti sürmek, eski bir vintage yol bisikleti olsa bile, şehirde dolaşmanın ve bazı kırsal bölgeleri keşfetmenin harika bir yolu.

Şunu söyleyebilirim ki, neredeyse tüm hayatım bisiklet oldu.

“Bisiklet üzerinde kahve demlerken video çekmek çok eğlenceli”

-Bisiklet sürerken kahve demleme ve bunu kayda alma fikri nasıl ortaya çıktı peki?

Bu iyi bir soru.

Aslında bana ilk neyin ilham verdiğini bilmiyorum ama şaşırtıcı bir şekilde ilkini uzun zaman önce denediğim ama asla başarılı olamadığım bir şeydi bu.

2015’te Kanada’da yaşıyordum ve bisiklet sürerken farklı şeyler yapmak gibi bir fikrim vardı. Ben de yaptım.

Eğlenceli bir video için bisiklete binerken akordeon çaldım.

Kahveye çok meraklıydım. Ve bir gün aklıma bir fikir geldi. Bisiklet sürerken bir şeyler demleyebileceğimi düşündüm ve babamı bisiklet yolu boyunca benimle sürmeye ve beni kamerayla çekmeye ikna ettim.

Ancak yıllar sonra, Instagram reelsleri popüler hale geldiğinden ve Instagram’a bazı videolar koymak daha kolay olduğundan, bunu tekrar denemeye karar verdim.

Bu yüzden arada bir, insanların beni yandan kaydettiği birçok video çektim.

Ama sonra düşündüm ki, neden bunu kendi bakış açımla kendim kaydetmiyorum?

Ben de bunu yaptım. Videolar da iyi olmaya başladılar.

İlk video oldukça izlendi ama ben bisiklet üzerinde demlemeyi tam başaramadım.

Bir süre tekrar çekmedim ve denemedim çünkü belki de popüler olmaya devam edeceğini düşünmüyordum.

Ama şimdi oldu.

Bu artık giderek daha fazla yaptığım bir şey çünkü çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Bunu yapmak eğlenceli ve bana doğal gelen bir şey.

“Kimsenin güvenliğini tehlikeye atmıyorum, kendim de güvenlikten asla taviz vermiyorum”

-Hiç başına kötü bir şey geldi mi bu çekimler esnasında?

Gelmedi. Ben bunu tehlikeli görmüyorum.

Instagram’da bunun tehlikeli olduğunu söyleyen çok değil, çok fazla yorum alıyorum.

“Sizin için tehlikeli, diğer insanlar için tehlikeli, bölgedeki kediler için tehlikeli…”

İnsanlar birçok farklı şeye önem veriyor. Ama sonuçta benim için tehlikeli değil.

Ve benim açımdan, kimsenin güvenliğini tehlikeye atmıyorum.

Güvenlikten taviz vermem.

Benim için bu bazı açılardan sokakta yürümek kadar kolay. Ayrıca ben bu kayıtları etrafta hiç kimsenin olmadığı veya çok çok çok az insanın olduğu yerlerde yapıyorum.

Ve bu nedenle bunun benim için doğal olan bir şey olduğunu düşünüyorum. Bu yeteneğe sahibim. Her zaman kontrol bende.

Bisikletle bu videoları çekerken de başıma kötü bir şey gelmedi.

Sadece bazı anlar oluyor ki bisikletle bir bombaya (taşa) çarpabilirim ya da en sonunda biraz dengemi kaybedebilirim. Ama bilirsiniz, kötü bir şey olmadan bacaklarımı kaldırıp atlayabilecek kadar çevik olduğumu hissediyorum.

“Bu herkesin yapabileceği bir şey değil”

Tabii ki başka şekillerde düştüğüm oldu. Mesela bisiklet videolarında değil ama kaykay yaparken çok fazla düştüm.

Dolayısıyla, çevrenize karşı düşünceli olduğunuz ve kendi becerilerinizi kabul ettiğiniz sürece bence kimse için tehlikeli bir durum yok.

Tanıdığım insanlara her zaman bunu evde denemeyin derim. Bunun kişisel olarak üzerinde çalıştığım bir şey olduğunu anlatırım.

Bu, herkesin yapabileceği bir şey değil.

“Kahve içmek ve bisiklete binmek arasında çok ilginç bir ilişki var”

-Sence kahve içmek ile bisiklete binmek arasındaki ilişki nedir? Bisikletçiler neden kahveyi bu kadar çok seviyor?

Evet, bence kahve ile bisiklet arasında çok ilginç bir ilişki var.

Bu her zaman orada olan bir şey ya da belki de ilk güçlü ilişkilerden ya da ortaklıklardan biri.

Ve sanırım bu neredeyse apaçık görünüyor.

Bisikletçiler için antrenman yapmak veya yarışı tamamlamak için çok fazla enerjiye ihtiyaçları var. Bisikletçilerin doping yapmakla suçlandığını veya performans artırıcı ilaçlar ve buna benzer şeyler aldığını bildiğinizle karşılaştırıldığında, kahve çok çok doğal bir enerji şeklidir.

Kahvenin bir bakıma uyuşturucu etkisi olduğu biliniyor ama kahve bir performans artırıcı olarak sınıflandırılmıyor.

Ve sanırım birçok yarışta, tabii ki Tour de France’da veya İtalya ve İspanya’daki farklı yarışlarda, çok espresso içme kültürü, çok kahve içme kültürü olduğunu biliyorsunuz.

Bu yüzden spor olarak bisiklet süren ve antrenman yapan insanların durup bir kahve içip yola devam etmesinin normal olduğunu düşünüyorum.

brodie vissers kahve

“Kahve güzel bir enerji artışı sağlıyor, aynı zamanda şık ve sofistike bir şey”

Size gerçekten güzel bir enerji artışı sağlıyor ve bir dereceye kadar şık ve sofistike bir şey.

Ben nedeninin bu olduğunu düşünüyorum.

Başka bir açıdan bakarsak; özellikle bisiklete  ilgi duyan insanlar, aynı zamanda fotoğrafçılıkla da ilgileniyor olabilirler, aynı zamanda kahveyle de ilgileniyor olabilirler ve aynı zamanda akustik müzikle ya da buna benzer bir şeyle de ilgileniyor olabilirler. Yani sanırım belirli tipte insanları çeken bazı ilgi alanları var, öyle değil mi?

İşte bu benim en iyi cevabım, ama belki de bunun daha tarihsel bir nedeni vardır.

“Bisiklet üzerinde en zorlandığım şey Picopresso ile kahve demlemekti”

-Sen bisiklet üzerinde her türlü kahveyi demliyorsun. Biz de şaşkınlıkla izliyoruz. Peki bisiklette demlenmesi en zor kahve hangisiydi senin için?

Evet, son zamanlarda gittikçe zorlaşan bazı şeyler yaptım.

Bisiklette en çok zaman alan şeyin basınç göstergesiyle Picopresso yapmak olduğunu söyleyebilirim. Bir tür elde taşınan espresso makinesi olan Picopresso ile kahve demlemek oldukça zordu. Ben bununla birçok video hazırladım.

Tam olarak nasıl çalıştığını biliyorum ama birkaç farklı kısmı var ve bu daha karmaşık bir el tipi ekipman. Ayrıca kahveyi de bisiklet üzerinde tek bir sırayla öğütmeye karar verdim. Bu sebeple öğütücüyü  de yanımda tutmak zorunda kaldım ve bu da uzun sürmesine sebep oldu.

Pico krakerini yanımda tutmak zorundaydım. Tabii ki sıcak suyu saklamam gerekiyordu. Ve sonra Brewer’ın yeni bir bileşeni olan basınç göstergesi vardı. Bu yüzden basınç göstergesinin nasıl dahil edileceğini göstermek istedim.

Hepsini yapabilmek için birkaç kez dönüp dolaşabileceğim büyük, geniş bir açık alan seçmem gerekiyordu.  Yani bu muhtemelen en zoruydu.

Brodie Vissers: “Cezvede kahve demlerken çok zorlandım çünkü ısı kaynağı gerekiyordu”

Bir diğer zor olanı da cezveyle kahve hazırlamaktı.

Türkiye’de, Kapadokya’da çektiğim videoda bu çok daha zordu, çünkü cezvede düzgün bir şekilde kahve demlemek için bir alevim veya ısı kaynağım olmadığı halde bunu denemek istedim.

Aslında yaptığım şey doğru düzgün bir kahve demlemek değildi ama yine de yapmak istedim ve oldukça ilgi gördü ve insanlar buna bayıldı. Biraz garip de olsa, dünyaya Türk kahvesi kültürünü tanıtmam insanlar tarafından beğenildi.

Bu çok zordu çünkü alışık olmadığım bir bisikletti, bir dağ bisikletiydi. Normalde bunu yol bisikletimde yapıyorum. Bir nevi toprak yol gibi, çakıl taşlıydı Kapadokya’daki yol. Bu da biraz zorluk kattı. Yolda biraz kıvrılmak zorunda kaldım.

O zamanlar Kapadokya’da hava soğuktu, bu yüzden birkaç farklı faktör bunu zorlaştırdı.

Bu röportaj yayınlandığında muhtemelen yayınlanmış olacak ki başka bir kahve olan Jezza videosu çektim. Bu da başka nedenlerden dolayı zordu.

Brodie Vissers: “Kapadokya’da çektiğim bisiklet üzerinde Türk kahvesi demleme videosu lezzetten çok görsel amaçlıydı”

– Türk kahvesini demlerken zorlandın mı, tadını beğendin mi?

Evet zordu. Yani biraz önce bahsettiğim gibi. Evde pratik şekilde Türk kahvesi demlemek konusunda pek zorluk yaşamadım, aslında o kadar da zor değil. Ama bisiklet üzerinde pek kolay değildi.

Sanırım Türk kahvesi demlemenin birkaç püf noktası var. Elbette bunlara gerçekten dikkat etmelisiniz ki cezvedeki köpüğümüzün üzerinden taşmasın.

Hangi kahveyi kullanacağımı, nasıl kullanacağımı, öğütme boyutunun nasıl olacağını ve bunun gibi şeyleri hâlâ öğreniyorum.

Ama bisiklette kahve konusunda, az önce Kapadokya’da bahsettiğim gibi, aslında lezzetle ilgili değildi, daha çok görsellikle ilgiliydi. Bu yüzden orada gerçekten düzgün bir kahve demlemiyordum.

Ama evde köpüklü yapımı açısından evet, tadı çok güzel. Tadı beklediğim ya da Türkiye’de tattığım haline çok benziyor.

Brodie Vissers: “Türkiye çapında bir bisiklet turu yapmayı ve yol boyunca kahve içmenin hayalini kuruyorum”

-Türkiye’de bisiklet kültürü ve kahve kültürüyle ilgili gözlemlerin neler?

Evet, ne yazık ki Türkiye’deki bisiklet kültürüne çok fazla girme şansım olmadı, bu yüzden daha fazlasını öğrenmeyi ve orada daha fazla bisikletçiyle tanışmayı çok isterim.

Her zaman Türkiye çapında bir bisiklet turu yapmayı, farklı kırsal alanları ve güzel manzaraları keşfetmeyi, yol boyunca kahve içmeyi ve tanıdığınız insanlara Türk kahvesi kültürünün bazı farklılıklarını açıklamayı hayal ettim.

Umarım bu kahve kültürünü Türkiye’de yaşama şansım olur.

brodie vissers kapadokya türkiye

Brodie Vissers: “Kahve kültürü Türkiye’de çok güçlü, kahve endüstrisi de öyle”

Kahve kültürünün Türkiye’de çok çok güçlü olduğunu deneyimledim. İnsanlar Türk kahvesinin tarzını yabancılarla paylaşmayı, hatta kahve içerken bir araya gelmeyi çok seviyorlar.

Yani gerçekten çok uzun bir tarih var ve sanırım insanlar İtalya’ya benzer şekilde kahve tarihine yaptıkları katkı konusunda çok tutkulular. Kahve endüstrisi de öyle.

Brodie Vissers: “Umarım bir yabancı olarak Türk kahvesini en iyi şekilde temsil edebilir ve onu tanıtabilirim”

-Türkiye’deki takipçilerine neler  söylemek istersin?

Aslında videolarımı izleyen, sadece Türkiye’yi, İstanbul’u, Kapadokya’yı ve biraz da Ankara’yı keşfetmekle kalmayıp, Türkiye’den de birçok kişiyle çevrimiçi olarak bağlantı kurma fırsatım oldu çünkü orada bir üniversitede konuşma yapmıştım.

Brodie Vissers ODTÜ Gıda Mühendisliği
Brodie Vissers, ODTÜ Gıda Mühendisliği bölümünde konuşma yaparken.

Ama buradan beni takip eden herkese teşekkür etmek istiyorum.

Umarım Türk kahvesini bir yabancı olarak, onu keşfeden biri olarak ve ülkenizi gerçekten seven, kültürünüzü seven, yemeklerini seven biri olarak elimden gelen en iyi şekilde temsil edebilirim.

Şu ana kadar tanıştığım insanları çok seviyorum, çok dost canlısı insanlar.

Bu nedenle, Türkiye’den daha fazla video ve Türk kahvesi endüstrisindeki insanlarla daha fazla sohbet için sabırsızlanıyorum.

İçeriğimi yeni kültürlere daha da yaymamda bana gerçekten yardımcı oldunuz ve umarım kültürünüzü dünyanın dört bir yanından beni takip eden diğer insanlarla paylaşmamı sağladınız.

Bana göre en önemli şeylerden biri insanların bakış açılarını değiştirmelerine, yeni bir şeyler öğrenmelerine, diğer kültürlerin biraz daha derinlerine inmelerine yardımcı olmaktır.

Ve evet, bu yıl neler olacağını sabırsızlıkla bekliyorum.

Bu yüzden bizi izlemeye devam edin… Umarım hepinizle görüşmek de mümkün olur….

Avatar

Bisiklet Kulübü

About Author

Leave a comment

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bunları da beğenebilirsiniz

Röportajlar

“Depremde yollar kapandığında bisikletlerin önemi daha çok ortaya çıktı”

Bisiklet ve scooter gibi mikromobilite araçları, deprem sonrasında yolların kapanması durumunda hayati yardım malzemelerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırmada büyük öneme sahip.
tanzer kantık
Röportajlar

RÖPORTAJ | Tanzer Kantık: “Bisikletli ölümlerini engellemenin tek yolu şehirde arabaları yavaşlatmak”

Bir dönem İBB’de Sürdürülebilir Ulaşım Projeleri yöneticiliği yapan, Yapıdrom Mobility Genel Müdür Yardımcısı, bisiklet aktivisti Tanzer Kantık: “İnsanlar hata yapabilir.